Avustralya - Gana : 1 - 1
Kamerun - Danimarka : 2 - 2
Maç sonuçlarının iyiden iyiye lotoya dönmesi durumu hakikaten dikkat çekici. Ama dünden bahsetmek gerekirse, ilk maçlarını izlediğimiz Slovenya ve ABD'nin maçında beraberlik ya da Slovenya galibiyeti beklemek, en ufak ihtimalle safdillik olur! Hoş, maç da zaten 2-2'lik bir maç olmadı. Valter Birsa'nin savunmanın bir anlık uyuması sonucu çıkardığı müthiş şut ve ABD'nin üst üste kaçırdığı ve Brecko isimli arkadaşın ölümüne atlayarak kurtardığı top sonrası gelen sürpriz kontrayla Slovenya bir anda 2-0'ı bulunca bir şok olmadık değil...
Ama maçı ABD'nin çevireceği de bir o kadar belliydi. Bir takımın sonuç değiştirecek oyuncuları hem yetenekli hem de yürekliyse o takımdan korkacaksın. Donovan'ın attığı ilk golden sonra Michael Bradley'in yüzünde exorcisti gördüm lan!
Turnuvanın ilk hakem rezaleti de 'Maxi Jazz' kılıklı arkadaş tarafından bu maçta yaşatılmıştır bu arada! ABD'nin üçüncü golünde nasıl bir faul var, hâlen çözmeye çalışıyorum. 4 Sloven 3 ABD'liye yapışmış yahu!
Turnuvanın en şanssız oyuncularından olan Nejc Pejcnik'e de geçmiş olsun bu arada!
İngiltere için tek kelime etmeye değmez! Hadi Fransa'nın başında Domenech gibi bir adam var, Henry varken, 30+ gollü sezon geçirmiş Cissé varken Govou'yu tercih edebilecek kadar, Mexés'i, mükemmel bir sezon geçirmiş Diawara'yı çağırmayıp Abidal'i stopere çekecek kadar kendini kaybetmiş filan, ama Capello'ya ne demeli? 61 maçta 7 golü bulunan Heskey'deki bu ısrar niye? Jermain Defoe, daha ne yapmalı milli takımın direkt santrforu olmak için? 'Modric - Crouch - Defoe' üçlüsü taşımadı mı Tottenham'ı Şampiyonlar Ligi'ne bu sezon? Ayrıca bir anlamadığım mesele de şu İtalyan tekntik adamların Gareth Barry sevdası... Gareth Barry'i oynatmak için Manchester City sırasıyla Elano, Stephen Ireland, Michael Johnson, Robinho ve Martin Petrov'u adeta yedi! İngiliz milli takımında da muhteşem bir sezon geçiren James Milner, bu herif yüzünden yedek bekliyor, Steven Gerrard sol açık oynuyor. Gerrard'ın olması gereken yerde Lampard, Lampard'ın olması gereken yerde Barry, Milner'ın olması gereken yerde de Gerrard oynuyor. Peki ne oluyor? Lampard, kaleden 60-70 metre uzakta topla buluşuyor, o 25-30 metrelerden olan şut tehditine sahip olamıyor. Rakip kaleye daha yakın oynayan Barry de yan ve geri pas yapmaktan başka bir işe yaramıyor, 3. bölgede oyun kurabilecek yetenekleri olmadığı için. Gerrard, alışık olmadığı yerden sürekli içeri devriliyor. Koskoca bir kanat Ashley Cole'a kalıyor. İngiltere de dengesiz, abuk sabuk bir takım haline geliyor. Kalede David James, sağ bekte Glen Johnson, stoperlerde Terry ve Carragher, sol "kanat"ta Cole, ön liberoda Lampard, onun önünde Barry, sol iç Gerrard, sağ açık Lennon, ikinci santrfor Rooney ve tek forvet Heskey gibi bir diziliş çıkıyor ortaya. Sahaya hesapta 4-4-2 çıkan takım 3-1-4-1-1 gibi, sol kanadın sıfır verimle oynadığı saçma sapan bir dizilişle oynuyor. İngiltere'nin kurtuluş reçetesini yazayım -Ahmet Çakar mode on- :
----------DJ----------
-GJ---JT---JC----AC-
-AL---FL---SG---JM-
-------JD---WR-------
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.